Mai Gerçeği

Bu çalışmanın amacı bilim dünyasının hayali ve acayip kabullenişlerini yıkmak ve yerine ayakları yere basan, gerçekçi bir bilim inşa etmektir. Bilim dünyasını ve bilimi yeniden şekillendirecek olan bu çalışma 11 yıllık emeğe ve yüzlerce deneye dayalıdır. Işık ve kütle-çekim hakkında bildiklerimizi tamamen ortadan kaldıracak ve anlam veremediğimiz birçok gözlemin ne denli anlamlı olduğunu ortaya koyacaktır. Başta fen bilimleri olmak üzere astronomi ve diğer bilimler için köklü değişiklikler sağlayacak ve tüm bilim yeniden inşa edilip yazılacaktır.

Işık Hakkındaki Yanlışlarımız

Thomas Young ile kabul gören, ışığın dalga formunda olduğu fikri, gümünüze kadar gelmiştir. Işığın dalga olduğu fikri ana unsur olarak kabullenilmiş, tanecik tanımlaması ise dalga tanımlamasından dolayı düştüğümüz paradokslardan çıkışı sağlamak için öne sürülmüştür. Yani tanecik tanımlaması, paradoks oluşturan deneyleri açıklamak için kabul edilmiş görünmektedir...

Yansıma ile İlgili Yanlışlarımız

En karmaşık ışık gözlemi yansımadır. Bu söyleme, günümüz bilimsel kabullenişleriyle bakıldığında çok sıradan ve komik bir söz olarak bakılabilir. Geometrik optik, fizik optik (dalga optiği) ve kuantum optiği açısından yansıma asla bir problem değildir...

Kütle Çekimi ile İlgili Yanlışlarımız

Newton’un ve Einstein’ın kütle-çekim açıklamalarına bakmak ve açıklamaların gözlemlerimizle ne kadar uyuştuğunu sorgulamak gerekmektedir...

Kütle Çekim --> Kütle İtim

Newton’un başına elma düştüğünde çok şeyler değişti. İşte o an elmanın kendisinden ziyade elmanın hareketinin farkına vardık. Elma yeryüzüne doğru hareket etmiş ve yeryüzüne düşmüştü. Doğal gördüğümüz bu olay, aslında en gizemli gözlemimizdi. Her gün görmeye alıştığımız bu fiziksel sıra dışı davranışı anlamaya çalışırsak çıkmaza gireceğimiz muhakkaktı.

Dönüş ve Kütle İlişkisi

Güneş sisteminin oluşumuna dair birçok hipotez üretilmiştir. En kabul gören hipotez nebula hipotezidir. Buna göre nebula dönerek bir disk halini aldığından bahisle kütle merkezde toplanıp güneşi oluşturduğunu, kalan artık maddelerin ise gezegenleri oluşturduğunu söyler. Bu nedenle bütün gezegenlerin bir düzlemde olduğun açıklamaya çalışır. Bu hipotezin şu sorulara cevap vermesi gerekir. Niçin gezegenler dönmektedir? Nebula nasıl dönmeye başlamıştır veya nebulayı döndüren nedir?

Dördüncü Boyut

Varlığından son derece emin olduğum ancak Mai’de olduğu gibi görsel olarak gösteremediğim, üzerinde deney yapamadığım bir konudur dördüncü boyut. Ancak bir çok gözlemimizin açıklaması dördüncü boyutta mümkün olabilmektedir.

Kitabımızı indirmek istermisiniz?

Bilim dünyasında kabul görmemiş olan ve Ether olarak bilinen, atomik olmayan bir maddenin varlığını ispatlamak ana hedefimizdir. Ether suyumsu bir yapı olması, çok ince ve akıcı olması nedeniyle evrende boşluk olarak tabir edilen her yeri doldurmaktadır. Atomun en küçük parçalarının arasına nüfuz ettiği gibi uzaydaki boşluk olarak ifade ettiğimiz her yeri boşluksuz olarak doldurmaktadır. Işık parçacıkları, atomik parçacıklar, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler her şey Ether içerisinde yüzmektedir. Kısacası evrenimiz atomik yapısı olamayan Ether okyanusu içerisinde bir anlam kazanmaktadır. Genel görelilik ve kuantum mekaniğini birleştirme çabaları bir sonuç vermemiştir. Birleştirilmesi ve tek bir kuram olarak ortaya konulması imkânsız gibi gözükmektedir. Her iki teori taban tabana zıt görüşler ileri sürerken, iki teorinin birleştikleri ortak bir kabullenişi mevcuttur. Bu ortak kabulleniş, Ether’in varlığını kabul etmemektir. Bu çalışmada Genel görelilik ve kuantum mekaniğini birleştirme çabası içerisinde olmayacağız. Tamamen farklı bir bakış açısına sahip, Ether okyanusunda geliştirilmiş olan, ayakları yere basan ve gerçekçi yepyeni bir bilim, deney ve gözlemler ile ortaya konacaktır.

Son haberler

Mai Gerçeği kitabımız yayınlandı.

ileadmin Şub 17, 2018

IŞIĞIN YAPISIYLA ALAKALI YANLIŞIMIZ

Şekil 1 Dalga optiğine göre girişim mekanizması Thomas Young ile kabul gören, ışığın dalga formunda olduğu fikri, gümünüze

ileadmin Şub 17, 2018

GİRİŞ

Günümüzde hayali bir bilim dünyası kurulduğunu ve bu dünyanın çevresinin çelikten duvarlar ile örüldüğünü söylediğimizde sanır